Kocamın Ailesi
Almanya’da doğup büyümüş, kocam murat’la da görücü usülü berlin’de evlenmiş ve onun ailesiyle beraber 1 ay geçmeden deyim yerindeyse tası tarağı toplayarak İstanbul’a göçmüştük. 2 seneden bu yana Başakşehir’de kaynatam halil, kaynanam sultan, kocamın erkek kardeşi remzi ve kocam murat’la birlikte yaşıyorduk. Doğrusu berlin’den sonra istanbul’a uyum sağlamam zaman almıştı. Kocamın ailesi de benim kendi ailem gibi dindar, mütedeyyin bir aileydi. kadınlar başörtülüydü. Kaynanam sultan ve kaynatam halil namazlarını muntazam kılarlardı. Ailemizdeki tek ayrık otu remzi’ydi. Benden 3 yaş büyük, 26 yaşında uzunca boylu, yakışıklı ve gece hayatını seven bir gençti; bu nedenle babası halil’le sürekli münakaşa ederler, sert mizaçlı olan kaynatam da sürekli onu haşlardı.

Murat geceleri babasının taksisini kullanıyor, sabah 6’ya doğru gelip öğleden sonraya kadar yatıyordu. Tatil yaptığı günlerde de ya sabah çıkıp akşam geliyor ya da günün büyük bölümünü maç izleyip, yatarak geçiriyordu. Kocamla aramızdaki cinsi münasebet nerdeyse yok gibiydi, bazen ayda bir sevişiyorduk bazen 2 ayda bir zorla. Gencecik bir kadın olarak bu durum benim kendimi sorgulamama neden oluyor, sürekli torun beklediğini söyleyip duran kaynanama karşı da mahcup oluyordum. Böyle günlerden birinde kaynanamın çok ciddi ve sert bir ses tonuyla “zeynep, gelinim bize bir torun vermeye niyetin yok herhalde” cümlesiyle başlayan siteminden sonra ona her şeyi bir bir anlattım. Sultan hanım oralı bile olmadı, murat’a toz kondurmak bir yana benim kadınlığımı suçlamaya başladı. “erkek, erkektir kızım, eğer sana sokulmuyorsa kabahat senin. Demek ki öğrenmemişsin bunca zaman bir şey. Yarın seninle şöyle bir gezelim.” Ben de başımı öne eğerek “tamam annecim” deyivermiştim.

Ertesi gün kaynanam ve yanına aldığı kızı leyla ile fatih’e gittik. Leyla benim gibi 23 yaşındaydı, 5 senedir istanbul’da yaşıyordu. Benim gibi evlenince istanbul’a yerleşmiş ve 3 çocuğu olmuştu. Fatih’te görümcemin öncülüğünde tesettür mağazalarını geziyorduk. Renkli ve parlak başörtüleri, ince ve daracık taytlar, diz üstüne yakın etekler, bütün hatlarımı ortaya çıkaran bluzler almıştık. Modern bir kapalı olmama rağmen bunlar bana biraz açık gelmişti ama katlanacaktım çare yoktu ki…İşimizin bittiğini sanıyorduk ki leyla annesini bir tatlıcıda bırakarak beni iç çamaşırları satan mağazalara götürdü. “fidan boylusun, güzelcecik bir yüzün var, laf aramızda kıskandıran memelerin var, fidan çok güzelsin zeynep. Şurdaki işimizi bitirelim, sen şimdi eve gidince bak gör n’olacak”

Leyla önce beni sütyen reyonuna götürdü. kırmızı, dantel işlemeli, yarısı transparan bir sütyen aldı. Tezgahtar kıza da gelinimizi hazırlıyoruz diye anlatıyordu. Ben tesettür giyimin hakim olduğu bu çevrede etrafta bu kadar çok seksi iç çamaşırı olmasına ve benim gibi farklı yaşlardan kapalı kadınların bunları kapış kapış almasına şaşırıyordum. O ara tezgahtar kız siyah bir kombinezon getirdi, arkasındaki transparan kısmından incecik g-string görünüyordu. Ben bunu nasıl giyerim diye düşünürken, Leyla bayılıp bundan bir tane de kendine aldı. Siyah kısacık saten bir gecelik ve kırmızı jartiyer ile fileli kırmızı çorap alarak alışverişimizi tamamladık. Leyla sürekli bomba gibi olacaksın zeynepcim diyip duruyordu.

Murat odaya girmişti, üzerimde kırmızı fileli çorap, kırmızı jartiyer ve memelerimi açıkta bırakan sütyen ve aynı renkten g-stringim vardı. Saçlarımı da açıp biraz fönleyerek artık murat’ın çılgına dönmesi için hazır olmuştum. Aynada kendime baktığımda bambaşka birini, seksi bir kadını görüyordum. Ama murat o gece görmedi, ümidimi kesmeyip yatakta da ona sokulmama rağmen sırtını dönüp uyudu. İlerleyen gecelerde aldığım iç çamaşırlarımı tekrar denemiş ama o ilk gece aldığım sonuçtan farklısını bulamamıştım. Kocamdan artık hiçbir ümidim, hiçbir beklentim kalmamıştı, kaynanama da onu teskin etmek için her şeyin yolunda olduğunu söyleyip duruyordum. Zaman içerisinde o gün gidip aldığımız etekler, taytlar, bluzler ve iç çamaşırları ve leyla’nın söylediği sözler benim kendime olan güvenimi kazanmamı sağlamıştı. Ayna karşısında göğüslerimle oynuyor, dilimle dudaklarımı ıslatıyor, arkamı dönüp giydiğim tanga ve g-stringler içerisindeki kalçalarımın aldığı hale bakıyordum. Sultan hanım hayır, sorun bende değil diyordum.

Ateşim başıma vurmuştu, geceleri odamızdaki evebeyn banyosunda Jakuziye uzanıyor, sıcacık fışkıran suyun tazyikini amcığımın yüzeyinde hissediyordum. Parmaklarım bazen meme uçlarımda bazense kadınlığımın içindeydi. Zaman akıp gidiyordu. Leyla’nın göztepe’deki evine oturmaya gitmiştim, dönüşte güneş yavaş yavaş batıyordu ama hala hava sıcaktı. Metrobüs tıklım tıklım dolu, insanlar iç içeydi; almanya’da hiç böyle değildi, insanlara fazla yaklaşamazdınız, özel alanım diyerek sizi hemen uyarırlardı. Altımda diz kapaklarımın biraz altına uzanan beyaz bol bir etek vardı. Leyla’ya giderken oturduğumdan bacaklarımın yarısından fazlası görünmüş ve erkeklerin bir kısmı da kaçamak bakışlar atmıştı. Öyle hoşuma gitmişti ki…Ama şimdi durum farklıydı, arkamda yani popomun üzerinde aralıklarla gidip gelen yumuşak dokunuşlar hissediyordum. Kalçalarıma temas eden kişi metrobüsün daha da kalabalıklaşmasından cesaret alarak daha da sokulmuş, adeta yapışıp kalmıştı. Nefes alıp vermekte zorlanıyordum, kısa kısa ve hızlı nefesler alıp verirken yutkunuyordum. Bir adım geriye doğru kendimi attım. Artık arkamdakinin siki kalçalarımdaydı, altımda tanga olduğundan kalçalarımı dürtmesini hissediyordum. O da daha cesaretlenmişti. Dayanamayıp, bacaklarımı oynatıp iyice araladım, davetimi gören o adamın aleti kalçalarımın arasındaydı. 4-5 defa o araya sıkıca yüklendi. Dayanamayıp duran metrobüsten aceleyle hemen mecidiyeköy durağında indim. Arkamda kim vardı hiç yüzünü bile görmemiştim ama sırtım, vücudum her yanım terlemiş ve tir tir titriyordu. Bunu hiç utanmadan nasıl yapabilmiştim? Kendime kızıp durmuştum.

Kaynatam halil ve murat işe, kaynanamsa pazara gitmişti. Salonda yerleri siliyordum, arkamı döndüğümde remzi’yi kapının başında beni seyrederken gördüm. “günaydın yenge” dedi heyecanlı ve titrek bir sesle. Bacaklarım iki yana açıktı ve yerleri silerken de kalçalarım hareket ediyordu, remzi’nin kapının başında beni izlediğini anladım. Hemen toparlandım ve “günaydın mı kaldı saat 1’e geliyor” dedim. “gece dışarıdaydım yenge, sana zahmet bana bir şeyler hazırlar mısın?” kızarıp, bozarmıştım aslında. işi yarım bırakıp mutfağa remzi’ye kahvaltı hazırlamaya gittim. Salatalık ve domates kesiyordum, ansızın remzi arkamdan iki eliyle göğüslerime yapışıp gövdesini bacaklarıma ve kalçalarıma bastırarak beni kucakladı. Nefesim kesilmişti, “benim olacaksın, aşığım sana…kocan seni sikemiyor değil mi? O bir ibne, senle evlenmeden önce de ibneydi. Sana erkeklik yapamaz…Zeynep seni sike sike karım yapacağım…” Donup kalmıştım, öyle öfkelendim ki bıçağı remzi’nin sertçe koluna doğru salladım. Etrafa kanlar fışkırdı, “amınakoduğumun, kahpesi, orospusu…” remzi’nin çırılçıplak olduğunu ve elleri arasında kırmızı tangam olduğunu o an tangayı yüzüme attığında fark ettim “seni domalta domalta sikeceğim kaltak, bu evde kocan benim”

Mutfaktaki kanları temizledikten sonra odama gidip gidip hüngür hüngür ağladım. Ben bir erkekle evlendiğimi sanmıştım, yıllarca onun ilgisizliğinden kadınlığımı sorgulamış, bunalımlar yaşamıştım. Bana böyle bir şerefsizlik yapabilmişti bu aile. Şimdi de kaynım beni sikmeye çalışmıştı.

Malum olaydan sonra neredeyse 1 ay geçmişti, ağustosun ortalarıydı. Remzi’yle mecbur kalmadıkça hiç konuşmuyorduk. Ama o durmuyordu, murat için aldığım kırmızı jartiyerime boşalıp yatağımın üzerine atıyor, tangalarımı döl içinde bırakıyordu. Remzi iyice aklıma girmişti o abisinden çok daha yakışıklı, uzun boylu biriydi, o gün gördüğüm siki de koskocamandı. Jakuzimin içinde kendimi tatmin ederken onun kollarında olmayı hayal ederek, külotlarımdan sızan döllerini yalıyordum.

İki hafta boyunca duşta her gün defalarca kendimi tatmin ettim Remzi’nin kollarında olduğum hayaliyle. Remzi’yse son zamanlarda eve hiç uğramaz olmuştu. Sonra bir gün kayınbabamla sultan hanım’ı konuşurken duydum ki, remzi bir konsomatrisle yaşıyormuş. Halil bey’in evi inleten bağrışları arasında bunu bütün bir apartman da duymuş olabilirdi. Öyle kıskanmış, onu reddettiğim için kendime kızıyordum ki…3 gün sonra kavga kıyamet arasında remzi eve döndü. Artık o orospunun yanında arada bir kalıyordu. Saat 23’e gelirken bizimkiler yatmıştı, kocamsa işteydi. Artık dayanamıyordum, remzi’yi içimde hissetmem, onun öpücükleriyle kendimden geçmem lazımdı. İhtiyarlar görür diye her ihtimale karşı başörtümü bağlayıp, uzun sabahlığımı üzerime geçirip, altına da kısacık siyah saten geceliğimi giyerek remzi’nin odasına daldım. “remzi müsait misin?” “buyur gel” “aramızda sorun yok artık, bunu söylemek için geldim” “tamam o zaman sorun yok” “ben sorun olsun istemem remzi” “iyi zeynep” herkes yatmıştı, çıt bile çıkmıyordu ve karşısındaydım acaba cesaret mi edemiyordu? Sabahlığımı çıkardım, başörtümü de onun üzerine attım. Saçlarımı yavaşça düzelttim. Bacaklarım, göğüslerim her şeyimle yarım çıplak gibiydim artık. Remzi’ye tebessüm ederek “demek murat ibne. Kandırdınız beni desene” remzi yatağında oturup telefonunu kurcalamaya ara vererek beni süzdü, “ben kimseyi kandırmadım” dedi. Yanına yaklaşıp ona arkamı dönüp pencereden bakmaya başladım, geceliğimi açarak kalçalarımı okşuyordum.. Dönüp murat’a baktım öylece duruyordu, “ben gidiyorum o zaman remzicim” “iyi geceler”

Kıyafetlerimi alıp çıktım. Bu evdeki hayal kırıklıklarım artık canıma yetmişti. Son zamanlardaki tek güzel şey titreşimli vibratörümdü. Işığı kapayıp, kocamın benden sakladığı gay dergilerindeki adamların yaraklarının bulunduğu dergiye telefonumun ışığında bakıp domalarak vibratörümü çalıştırdım. Göğüslerim ipek yatak örtüsüne sürtünüyor, kalçalarımın içindeyse bir şeyler titreşiyordu. Yavaş yavaş ıslanıyordum ki kapım sessizce açıldı. Remzi rol yapmayı bırakmış, dayanamayıp gelmişti. Ağır ağır arkama geçti, vibratörü fırlattı, amcığımı ve götümün deliğini diliyle ıslatmaya başladı. Dil darbeleriyle inliyordum, kendimi tutamaz olmuştum ağzımı yatağa bastırıp çığlık atıyordum. Diliyle beni sikiyordu. Sırılsıklam olmuştum, kalçalarımı okşayıp yoğurarak sikini amcığıma sokmaya başladı. Kafası kocamandı, ıslaklığım yardımcı oluyordu ama kadınlığım yıllardan beri hiç yarrak görmemişti. Zorlaya zorlaya sokuyordu, son sert bir hamleyle en kuytularıma kadar girdi. Kocamınki hiç böyle değildi, aleti içimdeyken ilkin başım aniden dönmeye başladı zevk içinde, gidip geliyordu şap şap sesleri arasında. Onun her içime girip çıkışında içimin yağları eriyor, kabaran yüreğim ferahlıyordu sokuşlarıyla. Remzi, beni yüzü koyun yatırıp üzerime çıkarak sikini sokmaya başladı. Kocamın göğüs kılları benim terden ıpıslak olan sırtımla ıslanıyordu. Boşalıp duruyordum sikicimin sokuşlarıyla, o da amcığıma iki defa üst üste boşaldı. Üzerimde hala yatarak yanaklarımı ve dudaklarımı öpüyordu, inliyordum “kocacım, sok, erkeğim…dölle hatununu…karın olayım, yarağının kulu olayım….” beni domaltıp kadınlığımın üzerindeki bütün ıslaklığı ve döllerinden kalanları yalayarak ağzına doldurdu. Göt deliğime onları tükürerek işaret parmağıyla deliğimi zorluyordu. “kocacım….yapma orası olmaz…çok günah, hiç yapmadım aşkım….ahhh acıyor….” yarağını ağır ağır sokuyordu, o koca siki götümün deliğinden beni acı içinde bırakarak içimde ilerliyordu. Göt deliğimin sıcacıklığı remzi’min iri yarağını bütünüyle hissetmeye başlamış, o gidip geldikçe iniltilerim artıyor, ağzımdan kendimle ilgili cümleler ilk kez dökülüyordu “sik beni, parçala….kaltağınım doyur yarağına…ahhh götümü parçala kocacım, orospun yap beni, daha çok sik….” zevk çığlıklarım arasında götüme uzun uzun boşaldı. yanıma benim gibi yüzü koyun yattı, 15 dakika hiçbir şey konuşmadık. Elimi iri sikine atıp sıvazlamaya başladım. Bir iki dakika içinde damarları meydana çıkıp sertleşti. Doğrularak saçlarımı çekip sikine bastırdı, sanki yeniden sikişmeye başlıyorduk, yıllarca bir yarağı öpmenin, o güzel şeyi dilimle ıslatmanın, ağzımın, dişlerimin içinde gidip gelmesini, damağıma sertçe çarpmasını arzuladıktan sonra daha yeni kavuşmuştum yeni kocamın kocaman sikine. Dakikalarca damarlıyı hasretle yalayıp öptüm. Kocam saçlarımdan tutup beni kaldırdı, her hareketi sertçeydi ama benim hoşuma gidiyordu. Başımı dönmeye başladı, kalp krizi geçiriyordum galiba çünkü ölüyor gibiydim, sersemleşip gece lambasını açıverdim. Karşımda duran kayınbabam halil’di.

“aaaaa baba” “heyecanlanma kızım, artık dur. Benim oğlan ibne ben de biliyorum şerefsizi. Ama bu eve gelin olarak giren kefenle çıkar. Sana bu evde şimdiye kadar ne veremediysek, neyini eksik bıraktıysak artık ben tamamlayacağım. Bunda utanacak, sıkınacak, alınacak bir şey yok. kocan yoktu, şimdi oldu. Amcığına giren sik yoktu artık var. Sakin ol, seni izliyorum aylardır ben. Nasıl çırpınıyorsun o eşek seni düzsün diye, neler neler aldın. O seksi iç çamaşırları falan. Evin içinde giydiğin kıyafeler de cabası. Ben seni takdir ediyorum ve çok beğeniyorum. Kimse bilmese de olur bu işi. Ben sana abayı yaktım, yaşım senden 30 daha fazla ama erkekliğimi gördün. Seni mutlu edecem. Bütün servetimin yarısı da senin olacak. Yarın ilk iş avukata gidiyoruz, sonra da sana sıfır güzel bir araba alacağım güzel gelinim. Beni bu gece çok mutlu ettin.” Kayınbabamın cümlelerini zar zor anlıyordum, aklım karışmıştı. Para pul falan iyiydi ama ben kadın olmuştum, kadınlığımı hissetmiştim. Cinsel olarak bir hiçtim şimdiye kadar ama şimdi ben vardım, var olmuştum.

Hibir şey söylemedim. Ağır ağır sokuldum kayınbabama, ağır ağır öpmeye başladım dudaklarından. İlk kez öpüşüyor gibiydim, o bir yandan kalçalarımı avuçlamış diğer yandan da onun dili dilime değiyor sonra alt dudağımı diliyle ısırıyordu. Yatağımıza uzandık, onun kucağına oturdum. Yavaş yavaş sikinin üzerinde gidip geliyordum. Eğilip kısacık öpüşüyor sonra tekrar doğrulup kayınbabam halil’in memelerimi avuçlayıp, okşayan memeleri arasında bunca yıldır yaşadığım evde yeni keşfettiğim kocamın parıldayan gözlerine bakıyor, “karıcığım, seni çok seviyorum” diye başlayan iniltilerini duyuyordum.

vsezer’in hikayeleri için:

http://xhamster.com/user/vsezer/blog/1.html